.
Değerli Türkses Okurları,
New Jersey ve New York Hukuku Açısından İftira, Karalama ve Hukuki Sorumluluk
Son yıllarda sosyal medya ve dijital yayın organları, kişisel görüşlerin çok hızlı ve kontrolsüz biçimde yayıldığı alanlar haline gelmiştir. Bu hız, çoğu zaman hukuki sınırların fark edilmeden aşılmasına neden olmaktadır. Özellikle kişiler hakkında yapılan aleyhe paylaşımlar, “ifade özgürlüğü” başlığı altında yanlış bir güven duygusuyla kaleme alınmaktadır. Oysa hem New Jersey hem de New York hukukunda bu alan son derece nettir.
Her eleştiri hukuka uygundur, her iddia değildir.
Eleştiri ile İftira Arasındaki Hukuki Çizgi
Hukuken korunmuş eleştiri, gerçeğe dayanan, kamu yararı içeren ve ölçülü dil kullanılan ifadelerdir. Buna karşılık, gerçek olmayan bir olgunun gerçekmiş gibi sunulması, belgesiz suç isnadı yapılması veya kişinin itibarı, mesleki saygınlığı ya da özel hayatının hedef alınması durumunda ifade özgürlüğü koruması ortadan kalkar.
New Jersey ve New York hukukunda bu tür eylemler defamation başlığı altında değerlendirilir. Yazılı ve kalıcı yayınlar (gazete, internet sitesi, sosyal medya paylaşımı) libel, sözlü beyanlar ise slander olarak tanımlanır. Sosyal medya paylaşımları, mahkemeler nezdinde açık biçimde libel kapsamındadır.
“Duydum”, “Söyleniyor”, “Bana Geldi” Hukuki Dayanak Değildir
Uygulamada en sık karşılaşılan hukuki hatalardan biri, iddianın kaynağını belirsiz bırakmaktır.
“Duyduğuma göre…”,
“Bana gelen bilgilere göre…”,
“Herkes biliyor ki…”,
“Söylentilere göre…”
Bu ifadeler kanıt değildir. Aksine, yazanın hukuki sorumluluğunu artırır. Çünkü ABD hukukunda iddiayı ortaya atan kişi, iddiasının doğruluğunu ispat yükünü de üstlenmiş sayılır. Belgeye dayanmayan her suçlama, kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilir.
Sosyal Medya Dokunulmaz Alan Değildir
Toplumda yaygın ama son derece yanlış bir algı vardır.
“Facebook’ta yazdım, kişisel hesabım.”
Bu yaklaşım, New Jersey ve New York mahkemelerinde hiçbir karşılık bulmaz.
Sosyal medya, gazete, web sitesi, blog veya WhatsApp grupları; hukuken aleni yayın kabul edilir.
“Şahsi hesabımdı” veya “paylaşım bana aitti” savunmaları, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Aksine, paylaşımın geniş kitlelere ulaşabilme ihtimali, tazminat miktarını artıran bir unsur olarak değerlendirilir. Hukuki sonuçlar, sadece ceza değil. Defamation davaları yalnızca ceza tehdidi anlamına gelmez. Uygulamada en ağır sonuçlar maddi ve manevi tazminat davalarıyla ortaya çıkar.
Kişinin mesleki itibarının zedelenmesi, iş kaybı, sosyal çevrede zarar görmesi gibi sonuçlar, tazminat hesabında doğrudan dikkate alınır.
Ayrıca ABD hukukunda, kötü niyetli veya pervasızca yapılan paylaşımlar punitive damages (cezalandırıcı tazminat) riskini de beraberinde getirir.
Ortak hukuki ilke net ve değişmezdir. Hem New Jersey hem New York hukukunda temel prensip aynıdır:
Gerçek + kamu yararı + ölçülü dil = Hukuka uygun
Yalan + belge yok + itibar hedefi = Hukuka aykırı
Bu denge bozulduğunda, ifade özgürlüğü değil, hukuki sorumluluk devreye girer.
Sonuç
Eleştiri, demokratik toplumların vazgeçilmezidir. Ancak eleştiri ile karalama arasındaki çizgi bilinçli olarak korunmadığında, hukuki sonuçlar kaçınılmaz olur. Söz uçar, yazı kalır, dijital dünyada ise yazı çok daha uzun süre yaşar.
Bu nedenle her paylaşım öncesinde şu soru sorulmalıdır:
“Bu cümleyi mahkeme salonunda da savunabilir miyim?”
Cevap net değilse, paylaşım da yapılmamalıdır.
Selam ve saygılarımla.