. Kolesterol “Oranı” Ne Demek? - Dr. Semih Güngör

Kolesterol “Oranı” Ne Demek?


  • Oluşturulma Tarihi : 16.01.2026 11:43
  • Güncelleme Tarihi : 16.01.2026 11:43

Değerli Türkses Okurları,

Muayenehanede en sık duyduğum sorulardan biri şu oluyor: “Doktor, kolesterol oranım kaç?”

Bu soruyu duyduğumda genellikle şunu söylüyorum; Kolesterol tek bir rakam değildir. Bir kan tahlilindeki sayılara tek tek bakmak yerine, bütünü birlikte okumak gerekir.

Halk arasında “kolesterol oranı” denince çoğu zaman total kolesterolün HDL’ye bölünmesi kastedilir. HDL, yani “iyi kolesterol”, damar sağlığı açısından koruyucu kabul edilir. Bu oran yükseldikçe kalp-damar riski artabilir. Ancak sadece bu orana bakıp “tamam, sorun yok” demek her zaman doğru olmaz. Çünkü bazen oran iyi görünürken LDL, yani “kötü kolesterol”, beklenenden yüksek olabilir ya da kişinin başka risk faktörleri bulunabilir.

Total kolesterol için sık duyulan hedef 200 mg/dL altıdır. Bu pratik bir referanstır ama tek başına karar verdirici değildir. Asıl önemli olan LDL, HDL ve trigliserid değerlerinin; yaş, tansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı ve aile öyküsüyle birlikte değerlendirilmesidir. Aynı rakamlar, iki farklı kişide çok farklı anlamlar taşıyabilir.

LDL, damar duvarında birikme eğilimi olan kolesteroldür. HDL ise bu sürece karşı koruyucu rol oynar. Hedef net: LDL’yi aşağı çekmek, HDL’yi mümkün olduğunca desteklemek. Trigliserid ise özellikle beslenme ve yaşam tarzıyla yakından ilişkilidir. Şekerli gıdalar, beyaz un, fazla alkol ve hareketsizlik trigliseridi hızla yukarı çekebilir. NY ve NJ’de masa başı çalışma ve araç kullanımının yaygın olması nedeniyle, trigliseridi yüksek hastalarla oldukça sık karşılaşıyorum.

Kolesterol yüksekliği çoğu zaman hiçbir belirti vermez. “Kendimi iyi hissediyorum” demek güvence değildir. Bu yüzden düzenli kontrol çok önemlidir. Ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü varsa ya da çok yüksek LDL değerleri görülüyorsa, genetik yatkınlık da akılda tutulmalı ve kontroller daha erken yaşta başlamalıdır.

HDL’yi yükseltmek için mucize bir yöntem yok ama etkisi net olan alışkanlıklar var. Düzenli tempolu yürüyüş, sigaradan uzak durmak ve özellikle bel çevresini kontrol altında tutmak, HDL üzerinde en belirgin farkı yaratan faktörlerdir. Beslenmede zeytinyağı, balık, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağlar destek olabilir. Ancak “sağlıklı” diye porsiyonları büyütmek kilo ve trigliserid açısından ters etki yaratabilir.

LDL’yi düşürmede en sık gözden kaçan konu “gizli yağlar”dır. İşlenmiş gıdalar, fast-food, kızartmalar ve paketli atıştırmalıklar LDL’yi sessizce yükseltir. Buna karşılık sebze, baklagil ve yulaf gibi liften zengin besinler LDL’nin düşmesine destek olur. Yumurta konusunda ise tek başına yumurtadan çok, kişinin genel beslenme düzeni ve kilosu belirleyicidir. Yüksek risk grubunda olanlarda kişiye özel planlama daha doğru olur.

Yağ seçiminde zeytinyağı genellikle daha avantajlıdır. Ancak burada da asıl soru şudur: Ne kadar? Yağ ne olursa olsun fazlası kilo artışı ve trigliserid yükselmesi anlamına gelebilir. Şeker ve beyaz un ise kolesterol başlığı altında çoğu zaman hafife alınır ama özellikle trigliserid ve bel çevresi üzerinde güçlü etkiye sahiptir. Alkol de benzer şekilde trigliseridi yükseltebilir. Bazı hastalarda alkolü azaltmak bile ciddi fark yaratır.

Kilo vermek, özellikle bel çevresi küçüldüğünde, çoğu kişide kolesterol değerlerini olumlu yönde etkiler. Trigliserid düşer, HDL toparlanabilir, LDL’de iyileşme görülebilir. Spor salonu şart değildir. Önemli olan sürekliliktir. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş bile kalp sağlığı için çok kıymetlidir.

Kolesterol ilaçları, özellikle statinler, toplumda sıkça korkuyla anılır. Oysa herkesin ilaca ihtiyacı yoktur. Karar, LDL düzeyi, yaş, eşlik eden hastalıklar, sigara kullanımı, aile öyküsü ve daha önce kalp-damar hastalığı olup olmadığına göre verilir. Bazı kişilerde yaşam tarzı değişikliği yeterli olurken, bazı kişilerde ilaç koruyucu bir kalkan görevi görür. Yan etki endişesi varsa mutlaka hekimle konuşulmalı; doz ayarı veya alternatifler değerlendirilmelidir. İlacı kendi kendine bırakmak doğru değildir.

Özetle, kolesterolü tek bir rakama indirgemek yanıltıcıdır. Sayılara değil, dengeye bakmak gerekir. Günlük hayatta atılan küçük ama sürdürülebilir adımlar, kalp sağlığı açısından büyük farklar yaratabilir.

Sağlıkla kalın,

Kolesterol “Oranı” Ne Demek?
Dr. Semih Güngör
Yazarımız Kim ?

Dr. Semih Güngör

Dr. Semih Güngör, anesteziyoloji ve ağrı tedavisi alanlarında board sertifikasına sahiptir. 2001 yılından bu yana ağrı yönetimi üzerine uzmanlaşmış olup, 2008 yılından beri HSS'te görev yapmaktadır. Dr. Güngör, Cornell Üniversitesi Weill Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Her hastanın durumunun benzersiz olduğuna inanan Dr. Güngör, ağrı odaklı en yüksek kalitede tıbbi bakım ile kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini savunmaktadır.

Dr. Güngör, hastalıkların doğru teşhis ve tedavisi için en yeni ve ileri düzey tanı teknolojilerini; kişiye özel tıbbi, fizik tedavi, psikolojik ve girişimsel tedavi yöntemleriyle birleştirmektedir. Zamanında, etkili ve kapsamlı bir bakım sunarak Dr. Güngör’ün hedefi, hastaların ağrılarını hafifletmek, yaşam kalitesini artırmak ve en üst düzeyde işlevselliğe ulaşmalarını sağlamaktır.

https://www.hss.edu/profiles/doctors/semih-gungor

https://www.linkedin.com/in/semih-gungor-md-4012861/

https://www.instagram.com/semihgungormd/

https://www.facebook.com/SemihGungorPainManagement/

https://www.facebook.com/semih.gungor.7796/

Semih Gungor, MD. Division of Pain Medicine Hospital for Special Surgery Assistant Professor of Anesthesiology Weill Medical College of Cornell University 
535 East 70th Street New York, NY 10021 
Phone 212 774 2176 
Fax 646 797 8595 www.hss.edu