.
Değerli Türkses Okurları,
Yaş ilerledikçe bel ve bacak ağrılarının artması birçok kişi tarafından doğal kabul edilir. Oysa bu şikayetlerin önemli bir bölümü basit yaşlanma sürecinden değil, tedavi edilebilir bir omurga probleminden kaynaklanır. Spinal stenosis, yani omurga kanalının daralması, ileri yaşta yaşam kalitesini en fazla etkileyen nedenlerden biridir.
Spinal stenosis, omurga içinden geçen sinirlerin bulunduğu kanalın zamanla daralması sonucu ortaya çıkar. Bu daralma çoğunlukla yıllar içinde gelişir ve kişi farkına varmadan ilerler. Kemik çıkıntılarının büyümesi, bağ dokularının kalınlaşması ve disklerin yıpranması bu sürecin temel nedenleridir. En sık bel bölgesinde görülür ve genellikle 60 yaş sonrası bireyleri etkiler. Ancak belirtiler her hastada aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı kişilerde hafif yakınmalar varken, bazıları için günlük yaşam ciddi şekilde kısıtlanabilir.
Spinal stenosisin en ayırt edici belirtisi yürümeyle artan bacak ağrısıdır. Hastalar bir süre yürüdükten sonra bacaklarda yanma, uyuşma, ağırlık hissi veya güçsüzlük tarif eder. Çoğu zaman durup dinlenme ihtiyacı doğar. Dikkat çekici bir nokta, hastaların öne eğildiklerinde ya da oturduklarında belirgin bir rahatlama hissetmeleridir. Bu durum, sorunun dolaşım bozukluğu değil, sinirler üzerindeki baskıdan kaynaklandığını düşündürür.
Tıpta bu tablo “nörojenik klodikasyon” olarak adlandırılır. Market alışverişi, kısa yürüyüşler ya da ayakta uzun süre kalmak giderek zorlaşır. Zamanla kişi sosyal hayattan uzaklaşmaya başlayabilir. Birçok hasta bu şikayetleri bel fıtığı ya da damar tıkanıklığı ile karıştırır. Bu nedenle doğru tanı çoğu zaman gecikir. Oysa spinal stenosis kendine özgü belirtileri olan ayrı bir hastalıktır. Tanı sürecinde ayrıntılı hasta hikayesi büyük önem taşır. Fizik muayene ve nörolojik değerlendirme sonrasında MRI görüntüleme, omurga kanalındaki daralmanın seviyesini ve derecesini net olarak gösterir.
Erken tanı, tedavi seçeneklerini genişletir. Spinal stenosis her zaman ameliyat gerektiren bir durum değildir. Hafif ve orta dereceli vakalarda ameliyatsız yöntemlerle başarılı sonuçlar elde edilebilir. Fizik tedavi programları, duruş eğitimi ve bel, karın kaslarını güçlendiren egzersizler tedavinin temelini oluşturur. Amaç, omurgaya binen yükü azaltmak ve sinirler üzerindeki baskıyı hafifletmektir.
Ağrı kontrolü için ilaç tedavileri ve epidural enjeksiyonlar, birçok hastada yürüyüş mesafesini artırabilir ve günlük yaşamı kolaylaştırabilir. Bu yöntemler özellikle cerrahiye uygun olmayan hastalar için önemlidir. Ancak bazı hastalarda şikayetler zamanla ilerleyebilir. Yürüme mesafesi belirgin şekilde kısalmışsa, bacaklarda güç kaybı başlamışsa ya da yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulmuşsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir.
Günümüzde spinal stenosis cerrahisi geçmişe kıyasla çok daha güvenli hale gelmiştir. Minimal invaziv teknikler sayesinde sinirler üzerindeki baskı azaltılırken, omurganın dengesi korunabilmektedir. Spinal stenosis yalnızca fiziksel bir sorun değildir. Hareket kısıtlılığı, yaşlı bireyin bağımsızlığını kaybetmesine ve psikolojik olarak geri çekilmesine neden olabilir. Bu durum aile bireylerini de yakından etkiler.
Bu nedenle “yaşlılıkta olur” düşüncesiyle belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Erken fark edilen spinal stenosis, daha kontrollü ve konforlu bir yaşamın kapısını aralar. Sağlıklı yaşlanmanın temelinde hareket özgürlüğü yatar. Doğru tanı, uygun tedavi ve düzenli takip ile spinal stenosis tanısı alan birçok kişi ileri yaşta bile aktif ve bağımsız bir yaşam sürdürebilir.
New York ve New Jersey’de yaşayan toplumumuz için bu farkındalığı artırmak, hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşımaktadır.
Sağlıkla kalın
Dr. Semih Güngör
Anesteziyoloji, Ağrı Yönetimi ve Omurga Hekimi