.
Değerli Türkses Okurları,
Son yıllarda muayenehaneme gelen hastalarda en sık karşılaştığım sağlık sorunlarından biri yüksek tansiyon, yani hipertansiyon. İlginç olan şu ki, birçok kişi kendini gayet iyi hissederken tansiyonunun yüksek olduğunu tesadüfen öğreniyor.
Bu nedenle hipertansiyon çoğu zaman “sessiz ilerleyen” bir hastalık olarak kabul edilir. İnsan kendini iyi hissedebilir, günlük hayatına devam edebilir. Ancak uzun süre kontrol edilmeyen yüksek tansiyon kalp, beyin, böbrek ve göz damarları üzerinde ciddi hasarlar oluşturabilir.
Tansiyon aslında kalbin kanı damarların içine pompalarken oluşturduğu basınçtır. Ölçümde iki rakam görürüz. Halk arasında büyük ve küçük tansiyon dediğimiz değerlerdir. Sağlıklı bir yetişkinde genellikle 120’ye 80 civarında olması beklenir. Ancak değerler 130’ların üzerine çıktığında dikkat etmek gerekir. 140 ve üzeri ise artık tıbbi olarak hipertansiyon olarak değerlendirilir.
Amerika’da yaşayan Türk toplumunda da bu sorun oldukça yaygın. Bunun birkaç nedeni var. Özellikle yoğun çalışma temposu, düzensiz yemek saatleri, fazla tuz tüketimi ve stres tansiyonu yükselten önemli faktörler arasında. Restoran sektöründe çalışanlar, uzun saatler ayakta kalanlar veya gece vardiyasında çalışan kişilerde tansiyon problemini daha sık görüyorum.
En sık karşılaştığım yanlışlardan biri şu: İnsanlar tansiyonlarının yükseldiğini anlamak için mutlaka bir belirti olmasını bekliyor. Oysa çoğu zaman hiçbir belirti olmaz. Bazen baş ağrısı, ense ağrısı, baş dönmesi veya çarpıntı görülebilir ama bu belirtiler her hastada ortaya çıkmaz. Bu yüzden tansiyonunuzu gerçekten bilmenin tek yolu ölçtürmektir.
Birçok hastam bana şu soruyu soruyor: “Doktor Bey, tansiyonum birden yükselirse ne yapmalıyım?”
Öncelikle şunu söylemek gerekir: Tansiyon yükseldiğinde panik yapmak çoğu zaman durumu daha da kötüleştirir. Böyle bir durumda yapılması gereken ilk şey sakin bir şekilde oturmak ve birkaç dakika dinlenmektir. Stres ve heyecan tansiyonu daha da artırabilir.
Eğer imkan varsa tansiyonu tekrar ölçmek faydalı olur. Bazen ilk ölçüm heyecan veya hareket nedeniyle yüksek çıkabilir. Beş-on dakika dinlendikten sonra yapılan ikinci ölçüm daha doğru sonuç verebilir.
Bazı kişiler hemen limon suyu içmenin tansiyonu düşüreceğini düşünür. Limon suyu içmek zararlı değildir ancak tıbbi olarak tansiyonu hızlı şekilde düşüren bir tedavi değildir. Aynı şekilde sarımsak, yoğurt veya benzeri ev yöntemleri de ani tansiyon yükselmesini güvenli şekilde tedavi etmez.
Eğer kişi daha önce hipertansiyon tanısı almış ve doktoru tarafından verilmiş düzenli ilaçları varsa, en doğru yaklaşım bu ilaçları düzenli şekilde kullanmaktır. Tansiyon hastalığında en önemli nokta ilacı gerektiğinde değil, her gün düzenli kullanmaktır. Bazı hastalar ilaç almaktan çekinir, ancak doğru dozda ve doktor kontrolünde kullanılan tansiyon ilaçları kalbi, beyni ve böbrekleri koruyan önemli bir tedavidir.
Ancak tansiyon çok yüksek değerlere çıkarsa — örneğin 180 / 110 mmHg ve üzeri — veya buna baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, görme bulanıklığı gibi şikayetler eşlik ediyorsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Hastalarıma pratik olarak şu beş öneriyi de sık sık hatırlatırım:
• Önce sakin olun ve birkaç dakika dinlenin.
• Beş-on dakika sonra tansiyonunuzu tekrar ölçün.
• Eğer hipertansiyon hastasıysanız, doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli kullanın.
• Tuz tüketimini azaltın ve günlük yürüyüşü alışkanlık haline getirin.
• Tansiyonunuz sık sık yükseliyorsa mutlaka doktor kontrolüne gidin.
Ben özellikle 40 yaşından sonra herkesin yılda en az bir kez tansiyonunu ölçtürmesini öneriyorum. Ailesinde hipertansiyon bulunan kişilerde ise bu kontroller daha erken yaşta başlamalıdır.
Bazen hastalarıma şu soruyu sorarım: “En son tansiyonunuzu ne zaman ölçtürdünüz?”
Çoğu kişi bu soruya net bir cevap veremiyor.
Oysa birkaç dakikalık basit bir ölçüm, ileride ortaya çıkabilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir.
Hastalarıma her zaman şunu söylerim:
Tansiyonunuzu kontrol etmek aslında kalbinizi ve beyninizi korumaktır.
Sağlıklı günler dileğiyle.