.
Osmanlı Devleti döneminde temelleri atılan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte daha kurumsal ve güçlü bir yapıya kavuşan Amerika–Türkiye ilişkileri, tarihsel süreç içerisinde zaman zaman dalgalanmalar yaşamış olsa da genel çerçevesi itibarıyla karşılıklı güven ve iş birliği anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bu ilişkilerde ortaya çıkan geçici gerilimler, Türkiye’nin barışçıl, dengeli ve samimi dış politika yaklaşımı sayesinde kalıcı bir krize dönüşmemiş, aksine dostluk zemininde aşılabilmiştir.
Şu açık bir gerçektir ki, Asya kıtasında Amerika Birleşik Devletleri’nin güven duyduğu en önemli ülkelerden biri Türkiye’dir. Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konum, tarihsel birikim ve diplomatik tecrübe sayesinde yalnızca kendi çıkarlarını değil, bölgesel istikrarı da önceleyen bir politika yürütmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’yi uluslararası arenada güvenilir ve öngörülebilir bir aktör hâline getirmiştir.
Türkiye, Birleşmiş Milletler ve NATO gibi uluslararası örgütlerin üyesi olmasına rağmen, bu kurumlar içerisindeki bazı ülkelerin zaman zaman dostluk ve müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan tutumlarına rağmen, kendi barış anlayışından ve ilkelerinden ödün vermemiştir. Türkiye’nin bu duruşu, ilkesel bir dış politikanın somut göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Güç dengelerinin sıkça değiştiği bir coğrafyada, barışı önceleyen bu tutum kolay bir tercih değildir.
Amerika Birleşik Devletleri de Türkiye’nin bu istikrarlı ve yapıcı yaklaşımını yakından takip etmiş ve çoğu zaman takdir etmiştir. Türkiye, bulunduğu coğrafyada yalnızca bir ülke değil, aynı zamanda barışın anahtarı konumundadır. Özellikle ABD’nin Orta Doğu politikaları çerçevesinde Türkiye, çatışmaları derinleştiren değil, azaltan; krizleri körükleyen değil, çözüme katkı sunan bir rol üstlenmiştir. Bu yönüyle Türkiye, barışın mimarı olmayı başarmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde de bu gerçek farklı dönemlerde açıkça kabul edilmiştir.
Zaman zaman bazı Amerikan yönetimlerinin duygusal veya kısa vadeli yaklaşımlar sergilediği görülse de Türkiye, Orta Doğu gibi hassas bir bölgede bu tür duygusal reflekslerin ötesine geçmeyi bilmiş, sağduyulu tutumuyla denge unsuru olmuştur.
Bu nedenle ABD, Türkiye’yi Orta Doğu ile Asya kıtasında BARIŞIN anahtarı ve en güvenilir ülkelerinden biri olarak görmeye devam etmektedir.
Osmanlı ile başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile sürdürülen bu barışçıl ilişki, yalnızca devletler düzeyinde değil, iki ülke halkları tarafından da takdir edilen ve desteklenen bir dostluk anlayışını temsil etmektedir. Bu tarihsel bağ, gelecekte de iş birliğinin en önemli teminatı olmayı sürdürecektir.