. Dünden Bugüne Türk-Amerikan İlişkileri – 17 - Prof. Dr. Mehmet Çelik

Dünden Bugüne Türk-Amerikan İlişkileri – 17


  • Oluşturulma Tarihi : 06.03.2026 08:38
  • Güncelleme Tarihi : 06.03.2026 08:38

Bir Topluluğun Tarihini Kirletmesi

Bir millete yapılabilecek en büyük kötülük, onun tarihini kirletmektir. Toplumların hafızası, sadece geçmiş olayların kronolojik sıralaması değildir; aynı zamanda onurunun, birikiminin ve ortak vicdanının taşıyıcısıdır. Nasıl ki bir aile, yıllar boyunca inşa ettiği itibarı tek bir ağır hata yüzünden kaybedebiliyorsa; bir toplum da sorumsuz ve hoyrat bir siyasal irade yüzünden asırlık birikimini lekeleyebilir. Tarih, bu lekeleri silmez; sadece kayda geçirir.

Her çağın, kendi dönemine damga vuran siyasetçileri olmuştur. Ancak bazı isimler vardır ki, yaptıklarıyla yalnız kendi dönemlerini değil, insanlığın ortak hafızasını da karartmıştır. Adolf Hitler ve dünya halklarına ölüm getiren diğer hastalıklı ruh haline sahip liderler gibi… Toplumlarının geleceğine dair söz sahibi olan ve tarihsel akışa yön veren isimleri düşünün… Theodore Roosevelt, Abraham Lincoln, John F. Kennedy, Vladimir Lenin, Joseph Stalin, Mao Zedong… Bu isimler yalnızca belirli ideolojilerin temsilcileri değil; aynı zamanda tarihin ağır muhasebe dosyalarında yer alan figürlerdir. Üstelik bunlar sadece herkesin bildiği örneklerdir. Daha niceleri, kendi toplumlarının kaderine iz bırakmıştır. Bunun iyi ya da kötü iz olduğunu da tarih karar verir. Tarih unutmuyor; sadece zamanı gelince hükmünü daha net veriyor.

Bugün geldiğimiz noktada ise acı bir çelişki ile karşı karşıyayız. İnsanlık, teknolojik olarak hiç olmadığı kadar ilerlemiş durumda. Ulaşım hızlandı, iletişim sınır tanımaz hale geldi, bilgiye erişim saniyeler içinde mümkün. Dün bir şehirden diğerine gitmek günler sürerken, bugün saatler içinde kıtalar aşılabiliyor. Fakat mesele artık “48 saatte gidilen yere 5 dakikada nasıl gideriz?” sorusu olmaktan çıkmıştır. Daha hızlı, daha güçlü, daha yıkıcı araçlar üretmek; insanlığı daha insani kılmamaktadır.

Asıl soru şudur: İnsanlığın bugün gerçekten neye ihtiyacı var?

Cevap nettir: Ahlak ve vicdan sahibi devlet adamlarına.

Bu yüzyılda, gelişmiş silah sistemleriyle donanmış devletlerin; siyasi çıkar, güç dengesi ya da güvenlik gerekçesi adı altında masum insanların üzerine bombalar yağdırması; üstelik bunu başarı, zafer ya da caydırıcılık olarak kendi toplumlarına sunması, ilkel çağların vahşetini bile gölgede bırakmaktadır. Masum çocukların annelerinin kucağında, rastgele atılan bombalarla hayatlarını kaybetmesi; yalnızca bir askeri operasyon değil, insanlık onuruna yönelmiş ağır bir darbedir.

Daha trajik olan ise şudur: Aynı aktörler, kürsülerde medeniyet, insan hakları ve demokrasi nutukları atabilmektedir. Söylem ile eylem arasındaki bu uçurum, çağımızın en büyük ahlaki krizidir.

Vicdanı ve ahlakı aşınmış bir dünyada, teknoloji tek başına kurtarıcı olamaz. Güç, denetimsiz kaldığında yıkıcıdır. Masum insanların gözyaşı, sadece bir coğrafyanın değil, bütün insanlığın ortak yüküdür. Eğer toplumlar, tarihlerini kirletenlere karşı sessiz kalırsa; yarın o kir, tüm insanlığın üzerine çökecektir.

Tarih, yalnızca zaferleri değil; suskunlukları da yazar.

Dünden Bugüne Türk-Amerikan İlişkileri – 17
Prof. Dr. Mehmet Çelik
Yazarımız Kim ?

Prof. Dr. Mehmet Çelik