. New Jersey ve New York’ta ICE Baskınları Üzerinden Oluşturulan Yanlış Algıya Dikkat! - Melih Göğebakan 

New Jersey ve New York’ta ICE Baskınları Üzerinden Oluşturulan Yanlış Algıya Dikkat!


  • Oluşturulma Tarihi : 01.01.2026 12:32
  • Güncelleme Tarihi : 01.01.2026 12:32

Değerli Dostlar,

Son günlerde New Jersey’de Türk esnafının ve Türk toplumunun yoğun yaşadığı bölgelerde ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) polisinin yaptığı operasyonlar, maalesef toplum içinde ciddi bir korku ve tedirginlik yarattı. Burada çok net ve açık konuşmak gerekiyor. Ortaya atılan her an baskın olacak herkesi alacaklar algısı doğru değildir.

Herkes şunu bilmelidir ki ICE polisleri rastgele kapı çalan sokakta insan toplayan bir yapı değildir. Bu operasyonlar önceden belirlenmiş, haklarında yasal işlem deport kararı ya da ciddi suç dosyası bulunan kişiler için yapılmıştır. Yani hedef alınan kişiler bellidir ve bu operasyonların genel Türk toplumuna yönelik olduğu iddiası tamamen yanlıştır. Yasal statüsü olan vizesi Green Card’ı, çalışma izni veya süreci hukuka uygun devam eden hiç kimsenin korkmasına gerek yoktur. ICE’nin uygulamaları, Trump döneminde de bugün de yasal olanı koruma prensibiyle yürümüştür. Hukuka uygun yaşayan, çalışan, vergisini veren insanları hedef alınması söz konusu değildir.

Burada asıl problem, bazı çevrelerin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde korku yaymasıdır. Bu korku dili ne Türk toplumuna ne de Türk esnafına fayda sağlar. Aksine, ekonomik ve sosyal hayata zarar verir. Oysa yapılması gereken doğru bilgiyi yaymak ve toplumu sakinleştirmektir. Özellikle Türk esnafının ve kanaat önderlerinin bu konuda bilgilendirici açıklamalar yapması yanlış algıları düzeltmesi son derece önemlidir. Her ICE operasyonu herkese gelecekler anlamına gelmez. Bu söylemlere inanılmamalıdır.

Altını bir kez daha çiziyorum. Yasal olan korkmaz. Amerika’da hukuka uygun şekilde yaşayan Türk vatandaşları için panik yapmayı gerektirecek bir durum yoktur. Devletler hukuka göre hareket eder, söylentilere göre değil. Bu süreçte soğukkanlı olmak doğru kaynaktan bilgi almak ve toplumsal paniğe hizmet eden söylemlerden uzak durmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Son günlerde Washington’da en çok konuşulan başlıkların başında, Green Card programının geleceği ve bazı ülkelere yönelik olası seyahat kısıtlamaları geliyor. Özellikle Trump’ın yeniden yükselen siyasi etkisiyle birlikte bu konular kamuoyunda süresiz durdurma gibi sert başlıklarla servis ediliyor. Ancak altını net bir şekilde çizmek gerekir. Bu tartışmaların merkezinde Türkiye yoktur ve olmayacaktır.

Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim Türkiye, Trump’ın dünyaya baktığı pencerede sıradan bir ülke değildir. Trump açısından Türkiye NATO’da kilit rol oynayan bölgesel denge unsuru olan, güçlü liderlik sergileyen ve devlet aklıyla hareket eden stratejik bir ortaktır. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kurulan doğrudan ve samimi liderler arası ilişki, geçmişte defalarca krizlerin büyümeden çözülmesini sağlamıştır.

Bugün bazı çevreler Türkiye’nin olası seyahat yasakları ya da Green Card kısıtlamalarından etkilenebileceğini iddia ediyor. Bu iddialar gerçeklikle bağdaşmamaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde Türkiye ile yürütülen diplomatik temaslar, karşılıklı saygı ve açık iletişim zemininde devam etmektedir. Trump’ın dış politika reflekslerine bakıldığında da Türkiye’yi hedef alan bir yaklaşımın söz konusu olması mümkün değildir.

Bir diğer önemli gerçek ise rakamlarla ortadadır. Trump’ın başkanlığı döneminde Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacmi tarihi seviyelere ulaşmıştır. 2020 yılında yaklaşık 21-22-23’de 16 milyar dolar seviyelerinde olan karşılıklı ticaret hacmi Trump döneminde 29 milyar dolar bandını aşmış. Hedef olarak da açıkça 100 milyar dolar telaffuz ediliyor.

Bu rakamlar şunu net biçimde göstermektedir Trump yönetimi Türkiye’yi dışlayan değil, ticaretle güçlenen bir ortak olarak görmüştür. Türk ihracatçısı ABD pazarında daha fazla yer bulmuş, savunmadan tekstile, gıdadan otomotive kadar birçok alanda yeni kapılar açılmıştır.

Bugün yeniden Trump’ın ekonomi ve dış politika vizyonu konuşulurken, Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması bir yana, avantajlı konumunu daha da güçlendirmesi beklenmektedir. Green Card tartışmaları seyahat yasakları ve benzeri başlıklar üzerinden Türkiye’yi hedef gösteren senaryolar siyasi gerçeklikten uzaktır. Trump’ın Türkiye’ye bakışı nettir, Erdoğan liderliğine duyduğu saygı nettir ve iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik bağlar sağlamdır.

Ekonomi cephesine baktığımızda da tablo son derece nettir. Trump çizgisinin temelinde karmaşık ideolojik söylemler değil rakamlar, üretim ve ticaret vardır. Son günlerde ABD piyasalarında verilen mesajlar, kontrollü güçlenmeve yerli üretimle büyüme ekseninde ilerlemektedir. Bu yaklaşım sadece Amerika’yı değil, Amerika ile gerçek anlamda ticaret yapan ülkeleri de olumlu etkilemektedir.

Trump’ın ekonomi anlayışı şudur. Üreten kazanır ticaret yapan ayakta kalır, güvenilir ortaklar güçlenir. Türkiye de bu denklemde güvenilir ortaklar arasında yer almaktadır. Son iki haftada özellikle enerji, savunma sanayi, tarım ve lojistik alanlarında yapılan açıklamalar, ABD ekonomisinin yeniden ivme kazandığını göstermektedir. Piyasalar Trump dönemini hatırlıyor: Düşük vergile yatırım dostu ortam bürokratik engellerin azaltılması reel sektörün önünün açılması. Bu politikaların hayata geçtiği dönemde hem ABD’de istihdam artmış hem de dış ticaret hacmi genişlemiştir. Türkiye, bu süreçte Amerikan pazarında daha fazla yer bulmuş, Türk şirketleri ABD’de daha görünür hale gelmiştir.

Bugün yeniden Trump ekonomi politikaları konuşulurken Türk iş dünyası için bu durum bir risk değil fırsattır. Çünkü Trump yönetimi döneminde Türkiye’ye yönelik yaklaşım yaptırım diliyle değil, ticaret diliyle şekillenmiştir.

New Jersey ve New York’ta ICE Baskınları Üzerinden Oluşturulan Yanlış Algıya Dikkat!
Melih Göğebakan 
Yazarımız Kim ?

Melih Göğebakan