. Sessiz Kalmanın Bedeli, Taviz Vermenin Tehlikesi - Gülay Aydemir

Sessiz Kalmanın Bedeli, Taviz Vermenin Tehlikesi


  • Oluşturulma Tarihi : 02.02.2026 12:50
  • Güncelleme Tarihi : 02.02.2026 12:50

Merhaba Sevgili Türk Amerikalılar ve Türkses’in Değerli Okuyucuları,

Her yıl 24 Nisan yaklaştığında Amerika’da aynı sahne tekrarlanıyor. Sokak gösterileri, siyasi bildiriler, medya kampanyaları ve tek bir cümleye indirgenmiş bir tarih kurgulaması,”Ermeni soykırımı.”

Bu artık sadece bir tarih iddiası değildir.

Bu bugün, Türkiye’yi uluslararası alanda suçlu koltuğuna oturtmayı, gelecekte hukuki ve siyasi talepler için zemin oluşturmayı amaçlayan sistemli bir kampanyaya dönüşmüştür. Ve ne yazık ki bu kampanya karşısında Türk tarafı ya susmuş,ya da yanlış reflekslerle kendi pozisyonunu daha da zayıflatmıştır.

Önce en temel noktayı net söylemeliyim,1915’te Osmanlı Devleti’nin Ermenilere yönelik bir soykırım politikası olmamıştır. Tehcir kararı, cephe gerisinde patlak veren silahlı isyanlar ve Rus ordusuyla açık iş birliği yapan Ermeni milislerine karşı alınmış bir savaş güvenliği tedbiridir. Doğu Anadolu 1913–1920 arasında bir iç savaş ve etnik çatışma bölgesi idi. Bu dönemde yalnızca Ermeniler değil, yüz binlerce Müslüman sivil de Taşnak ve Hınçak çeteleri tarafından katledilmiştir. Van, Erzurum, Kars, Iğdır ve çevresinde yaşananlar belgeli bir gerçektir. Ama bu gerçek, Batı anlatısında sistematik biçimde yok sayılmaktadır. Bugün ABD’de konuşulan sözde iddia, “Masum bir halk planlı biçimde yok edildi.” Bu anlatı üç temel gerçeği gizler:

1.Ermeni silahlı örgütlerinin isyanlarını

2.Rus ordusuyla fiilî iş birliğini

3.Müslüman sivillere yönelik kitlesel katliamları

Bu üç gerçek olmadan tehcir kararı “etnik temizlik” gibi sunulabilir. Ama bu üç gerçek sahaya konduğunda tablo değişir. Ortada bir imha politikası değil, bir imparatorluğun çöküş sürecinde yaşanan çok aktörlü, çok taraflı, kanlı bir iç savaş vardır.

“Soykırım” ahlaki bir slogan değil, hukuki bir terimdir.

– 1915 olayları hakkında hiçbir uluslararası mahkeme kararı yoktur.

– 1948 Soykırım Sözleşmesi geriye yürümez.

– Parlamento kararları hukuk üretmez.

Dolayısıyla bugün dünyada “Ermeni soykırımı vardır” diyen her siyasi karar, hukuki değil, tamamen siyasidir. Bu da meselenin tarih değil, güç ve anlatı meselesi olduğunu açıkça göstermektedir. Bazıları şunu öneriyor, “Biraz yumuşayalım, acıyı kabul edelim, empati yapalım.”Bu son derece tehlikeli bir yoldur.

Türkiye bir kere,

– “insanlığa karşı suç”

– “büyük haksızlık”

– “soykırıma yakın”

gibi ifadeleri resmen veya fiilen kabul ederse, bu şu kapıları açar,

– Tazminat davaları

– Vakıf ve kilise malları talepleri

– Mülkiyet dosyaları

– Toprak ima kampanyaları

Yani mesele yalnızca tarih değil, gelecekteki hukuki ve siyasi faturadır.

Taviz barış getirmez. Taviz iştah açar.

Artık duygusal tepkilerle, sosyal medya öfkesiyle, karşı protestolarla hiçbir şey kazanamayız. ABD’de yaşayan biz Türklerin görevi,

– “Soykırım yoktur” çizgisinden milim sapmamak

– Tehciri savaş güvenliği tedbiri olarak anlatmak

– Ermeni silahlı örgütlerini görünür kılmak

– Müslüman katliamlarını merkeze almak

– Rus iş birliğini sürekli vurgulamak

– Tartışmayı hukuka kilitlemek

– Tek taraflı mağduriyet anlatısını parçalamak

Ve bunu bağırarak değil, soğukkanlı veriyle, belgeyle ve disiplinli dille yapmak.

Artık Dağınıklık Değil, Birlik Zamanıdır.

Bugün ABD’de yüzlerce Türk derneği, vakfı, federasyonu ve sivil inisiyatifi var. Ama 24 Nisan geldiğinde herkes ayrı ayrı refleks veriyor.Bu lüksümüz artık yok.24 Nisan’da Amerika’da bulunan tüm Türk sivil toplum kuruluşlarına,derneklere ve platformlara açık davetim. Geliniz bu yıl ilk kez parçalı değil, birlikte olalım. Aynı gün, aynı mesajla, aynı çerçeveyle konuşalım.

– Tavizsiz

– Hukuken net

– Soğukkanlı

– Belgeli

– Ortak metinle

Bu mesele artık yalnızca geçmişin değil, Türkiye’nin geleceğinin meselesidir.

Sessiz kalmanın bedelini ödedik. Taviz vermenin bedelini ödemeyelim.

Saygı ve sevgiyle,

Sessiz Kalmanın Bedeli, Taviz Vermenin Tehlikesi
Gülay Aydemir
Yazarımız Kim ?

Gülay Aydemir