. Türk Evi’nin Kapısı Açıkken: Samimiyetin ve Devlet Ciddiyetinin Buluştuğu Bir İsim - Gülay Aydemir

Türk Evi’nin Kapısı Açıkken: Samimiyetin ve Devlet Ciddiyetinin Buluştuğu Bir İsim


  • Oluşturulma Tarihi : 18.03.2026 11:02
  • Güncelleme Tarihi : 18.03.2026 11:02

Merhaba Sevgili Türk Amerikalılar ve Türkses'in Değerli Okuyucuları,

Yurtdışında yaşayan Türkler için konsolosluk binaları yalnızca resmi işlemlerin yapıldığı yerler değildir. O binalar aynı zamanda bir aidiyet duygusunun, bir güven hissinin ve memleketle kurulan görünmez bağın somutlaşmış hâlidir. New York’ta yaşayan bizler için de durum farklı değil. Manhattan’da yükselen o görkemli binaya çoğumuz resmi adıyla değil, içimizden geldiği gibi “Türk Evi” diyoruz. Çünkü orası gerçekten bizim evimiz gibi. Türk Evi sadece bir diplomasi binası değil, kültürümüzün, dayanışmamızın ve toplumsal hafızamızın yaşadığı bir mekan. Türk Amerikan toplumunun birçok sivil toplum etkinliği burada gerçekleşiyor. Toplantılarımızı, kültürel programlarımızı, anma günlerimizi, bayramlaşmalarımızı çoğu zaman bu çatı altında yapıyoruz. Bu nedenle Türk Evi bizim için bir bina olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Ancak bir binayı gerçekten “ev” yapan şey duvarları değil, o duvarların içindeki insanlardır.

New York’taki Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’nun başındaki isim olan Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal’ın önemi ortaya çıkıyor. 20 Ağustos 2024 tarihinde New York’ta Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu olarak göreve başlayan Büyükelçi Yazal, çok kısa bir süre içerisinde Türk Amerikan toplumunun sevgisini ve saygısını kazanmayı başarmış bir isimdir. Diplomaside makamlar önemlidir ama o makamları anlamlı kılan şey, o koltukta oturan kişinin insanlara yaklaşım biçimidir. Büyükelçi Yazal’ın en dikkat çeken yönlerinden biri kapısını herkese açık tutmasıdır. Bu ifade çoğu zaman diplomatik bir klişe gibi kullanılır ama burada gerçekten somut bir karşılığı vardır. Türk toplumundan, sivil toplum kuruluşlarından, gençlerden, sanatçılardan, akademisyenlerden ya da sıradan vatandaşlardan gelen herkese samimi bir ilgi gösteren bir yaklaşım söz konusudur. Bu samimiyet kısa sürede toplumun her kesimi tarafından hissedildi.

Elbette bu sıcak atmosferin oluşmasında Büyükelçimizin kıymetli eşi Dr. Zeynep Sayim Yazal’ın katkısını da ayrıca anmak gerekir. Aile, çoğu zaman bir diplomatın görünmeyen ama en güçlü destek unsurudur. Zeynep Hanım bu desteği sadece aile içinde değil, toplumla kurduğu bağlarla da açıkça ortaya koyuyor. Şu anda Fordham Üniversitesi Gabelli School of Business’ta ve New York Üniversitesi School for Professional Studies’te yardımcı doçent olarak akademik çalışmalarını sürdüren Zeynep Hanım, yoğun akademik hayatına rağmen Türk toplumunun etkinliklerinde eşiyle birlikte yer almaktan hiçbir zaman geri durmuyor. Eşi ve İki genç çocuklarıyla ilgilenmenin yanında toplum faaliyetlerinde gösterdiği sıcak ve içten yaklaşım, onun ne kadar samimi bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Kendisiyle sohbet eden herkesin fark ettiği bir özellik var: Doğallık.

Moğolistan’ın başkenti Ulaanbaatar’da yaşadıkları yıllara dair anlattıkları, o zorlu coğrafyada geçen günleri bile sevgi dolu bir hikayeye dönüştüren bir anlatım taşıyor. İnsan bazen bir kişinin karakterini, geçmişte yaşadığı zorlukları nasıl anlattığından anlayabiliyor. Zeynep Hanım’ın o günleri anlatırken sergilediği tevazu ve içtenlik, kalbindeki güzel yönü bizlere açıkça gösteriyor. Büyükelçi Yazal’ın aile hayatına olan bağlılığı, çocuklara ve hayvanlara duyduğu sevgi de dikkat çeken başka bir yönü. Bu özellikler belki diplomasi metinlerinde yazmaz ama toplumla kurulan bağın en güçlü taraflarından biridir. Çünkü insanlar önce samimiyeti hisseder. Ramazan ayı boyunca Türk Evi’nde düzenlenen iftar programları bu samimiyetin en güzel örneklerinden biri oldu. Büyükelçimizin yalnızca toplum temsilcileriyle değil, konsoloslukta görev yapan ekip arkadaşlarıyla da aynı iftar programda ekibinin de yer alması ve birlikte oruç açmalarını sağlaması çok anlamlı bir tablo oluşturdu. Devlet ciddiyetini korurken insan sıcaklığını kaybetmemek her yöneticiye nasip olan bir özellik değildir. Vicdan ve içtenlik…

Bence bir insanı değerli kılan iki temel unsur bunlardır. Bu iki özelliği taşıyan insanlar çoğu zaman sessizce çalışır, gösteriş yapmaz ama çevrelerine güçlü bir etki bırakırlar. Büyükelçi Yazal ve eşi Zeynep Hanım da toplumumuza aile sevgisiyle, doğaya ve hayvanlara olan duyarlılıklarıyla ve insanlara karşı gösterdikleri saygıyla güzel bir örnek sunuyorlar. Elbette New York Türk toplumu için önemli bir başka konu da Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali’dir. Her yıl binlerce insanın katıldığı bu etkinlik, diasporadaki Türk kimliğinin en görünür olduğu günlerden biridir. Büyükelçi Yazal bu konuda da desteklerini hiçbir zaman esirgemedi. Hatta çoğu zaman mesai saatleri dışında bile Federasyon temsilcileriyle bir araya gelerek yürüyüşün hak ettiği değeri bulması için ciddi katkılar sunmaya devam ediyor. Bu yaklaşım, onun yalnızca bir diplomat değil aynı zamanda iyi niyetli bir toplum köprüsü olduğunu gösteriyor.

Son yıllarda Türk Amerikan toplumunda zaman zaman sivil toplum kuruluşları arasında bazı kırgınlıklar, yanlış anlaşılmalar ve huzursuzluklar yaşandığını hepimiz biliyoruz. Diaspora topluluklarında bu tür durumlar ne yazık ki kaçınılmazdır. Ancak son dönemde gözle görülür bir değişim yaşandığını da inkar edemeyiz. Bugün artık farklı STK’lar yalnızca birbirlerinin etkinliklerine katılmakla kalmıyor, aynı zamanda destek vermekten de mutluluk duyuyor. Bu olumlu atmosferin oluşmasında Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal’ın yapıcı yaklaşımının önemli bir payı olduğunu söylemek gerekir. İnsanları bir araya getirmek kolay değildir. Hele ki farklı görüşlerin, farklı hassasiyetlerin olduğu bir toplumda bu daha da zordur. Ama bazen doğru bir üslup, samimi bir yaklaşım ve iyi niyetli bir liderlik birçok sorunun çözülmesine yardımcı olur. Ne yazık ki sosyal medyanın kontrolsüz ortamında zaman zaman haksız eleştiriler, kırıcı ifadeler ve gerçeklikten uzak yorumlar da ortaya çıkabiliyor. Oysa toplum olarak bir gerçeği unutmamamız gerekiyor: Devletimizi temsil eden insanlar yalnızca bir makamı değil, aynı zamanda ülkemizin itibarını da temsil ederler. Eleştiri elbette demokrasinin bir parçasıdır. Ama saygı çizgisini korumak da toplum olmanın gereğidir.

Bugün New York’taki Türk toplumunun önemli bir kısmı Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal’ın samimiyetini, çalışkanlığını ve iyi niyetini yakından görüyor. Bu nedenle bizlerin de yapılan iyi işleri görmezden gelmek yerine takdir etmeyi bilmemiz gerekir. Çünkü iyi niyetli insanlara sahip çıkmak, aslında kendi toplumumuza sahip çıkmaktır. Ben bu vesileyle hem Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal’ı hem de kıymetli eşi Dr. Zeynep Sayim Yazal’ı Türk toplumuna gösterdikleri samimi ilgi, içten yaklaşımları ve örnek davranışları için gönülden tebrik ediyorum. Türk Evi’nin kapısı açık oldukça, o kapıdan giren insanların kalbinde de aynı sıcaklık yaşamaya devam edecektir. Ve bizler biliyoruz ki bazen bir toplumun en büyük gücü, o toplumu bir arada tutan iyi niyetli insanlardır.

Saygı ve sevgiyle.

Türk Evi’nin Kapısı Açıkken: Samimiyetin ve Devlet Ciddiyetinin Buluştuğu Bir İsim
Gülay Aydemir
Yazarımız Kim ?

Gülay Aydemir