.
Saygıdeğer okurlarımız, selamlar,
Amerika’da emeklilik birçok kişinin zihninde “rahat bir dönem” gibi duruyor. Ama içeriden yaşayanlar şunu biliyor. Emeklilik artık romantik bir hikaye değil, ciddi bir hesap işi. Bugün emekli olmak, bazen huzur, bazen de ağır bir belirsizlik demek. Önce şu gerçeği netleştirelim, emeklilik geliri sabit, hayat sabit değil. Çalışırken gelir artabilir, ek iş yapılabilir, tempo yükseltilebilir. Emekli olunca gelir çoğu zaman sabitlenir ama masraflar sabitlenmez. Fiyatlar oynar, vergiler değişir, sigorta yükselir, market pahalanır. Bu yüzden emeklilikte en çok zorlayan şey “gelir azalması” değil, gelirin aynı kalıp hayatın pahalanmasıdır.
Amerika’da emekliliğin en sert duvara çarptığı yer sağlık masraflarıdır. Evet, Medicare diye bir sistem var. Ama insanların sandığı gibi “her şeyi çözen” bir yapı değil. Katkı payları, ek planlar, ilaç ücretleri, diş ve göz gibi kalemler. Yaş ilerledikçe sağlık masrafı çoğu zaman düşmez, artar. İnsan çalışmayı bıraktığında geliri düşer ama sağlık ihtiyacı büyür. Bu çelişki, emekliliğin en ağır gerçeğidir. Barınma konusu da aynı derecede belirleyicidir. Amerika’da emekliliğin en güvenli tarafı borçsuz bir ev sahibi olmaktır. Çünkü ev sahibi değilseniz, kira piyasası sizi gelirinizden hızlı yakalar.
Bazı bölgelerde kiralar öyle yükseldi ki, Social Security’nin büyük kısmı sadece kiraya gidiyor. Bu durumda emeklilik “dinlenme” değil, her ay aynı stresi tekrar yaşama anlamına geliyor. Bir de şu var, emeklilikte “küçük gider” diye bir şey kalmadı. Araba sigortası, ev sigortası, elektrik, ısınma, internet, telefon. Bunların hepsi büyüdü. Üstelik yaş ilerledikçe bazı masraflar azalacağına artıyor. Kışın ısınma, yazın klima, ilaçlar, doktor kontrolleri. Emekli bütçesi daha kırılgan olduğu için, küçük artışlar bile büyük bir yük gibi hissediliyor.
Amerika’daki borç düzeni emekliliği daha da zorlaştırıyor. İnsanların bir kısmı emekliliğe kredi kartı borcuyla giriyor, bazıları araç borcuyla, bazıları mortgage ile devam ediyor. Çalışırken borç çevirmek daha kolaydır. Emeklilikte aynı borç büyür, çünkü gelir sabittir. Faiz, emeklinin en sessiz düşmanıdır. Ve çoğu insan bunun farkına, geç kaldığında varır. Bu yüzden bugün Amerika’da emekli olduktan sonra çalışan insan sayısı artıyor. Market kasasında, depo işinde, Uber’de, güvenlikte. Bunu “keyiften” yapan elbette var ama çoğu insan mecburiyetten yapıyor. Emeklilik artık bazıları için “çalışmayı bırakmak” değil, “tam zamanlıdan yarı zamanlıya düşmek” anlamına geliyor.
Emeklilik birikimi olanlar için bile garanti bir rahatlık yok. 401(k) ve IRA gibi hesaplar güçlü araçlar olabilir, ama piyasalar dalgalandıkça o hesapların değeri de dalgalanır. Gençken risk alınır, ama yaş ilerledikçe belirsizlik insanı yorar. Bu yüzden emeklilikte sadece birikim değil, birikimin ne kadar stabil olduğu da çok önemlidir.
Emeklilikte beklenmedik masraf ihtimali daha yüksek olur. Bir sağlık sorunu, bir ev tamiri, bir araç arızası, aile içinde acil bir ihtiyaç. Çalışırken bu masrafları telafi edecek manevra alanı vardır. Emeklilikte ise aynı masraf bütçeyi kırabilir. Bu yüzden emeklilikte “tampon” para, yani acil durum payı, lüks değil şarttır. Bu konunun bir de psikolojik tarafı var. Amerika’da sosyal çevre çoğu zaman iş üzerinden kurulur. Emekli olunca çevre daralabilir, günün ritmi değişebilir, insan kendini boşlukta hissedebilir. O yüzden emeklilik sadece para hesabı değildir. Hayatın anlamı ve düzeniyle ilgili bir yeniden kurulumdur. Bunu göz ardı edenler daha çabuk yorulur.
Eyalet farkı da emekliliğin kaderini değiştirir. Bazı eyaletlerde yaşam daha ucuz, vergi yükü daha hafif olabilir. Bazılarında ise tam tersi. New York ve New Jersey gibi bölgelerde emeklilik hesabı daha sert yapılmak zorunda. Çünkü burada birikim yetse bile, yaşam maliyeti insanı sürekli test eder. Bütün bunların sonucu olarak, son yıllarda insanların zihninde yeni bir düşünce büyüyor. Amerika’da çalışıp başka yerde emekli olmak. Bu eskiden tuhaf karşılanırdı. Bugün ise gayet rasyonel bir seçenek gibi konuşuluyor. Çünkü konu duygular değil, matematik.
Türk toplumunda “Amerika’da emeklilik çok rahattır” algısı var. Bu algı bugün herkese uymuyor. Rahat emeklilik mümkün, ama otomatik değil. Borçsuz barınma, güçlü sağlık planı, düzenli birikim ve yönetilebilir yaşam maliyeti bir araya gelirse emeklilik güzelleşir. Bunlar yoksa emeklilik, insanı sıkıştıran bir döneme dönüşebilir.
Amerika’da emeklilik artık bir “yaş” meselesi değil, bir “hazırlık” meselesi. Hazırlığı olan için emeklilik güvenliktir. Hazırlığı olmayan için ise belirsizlik. Bu gerçeği net görmek, hayal kırıklığından korur.
Çünkü hayatı güzelleştiren şey umut değil, umudu taşıyacak planın olmasıdır.
Selam ve saygılarımla,