. Soğukkanlı Olanlar Kazanır, Duygusal Hareket Edenler Savrulur - Atilla Pak

Soğukkanlı Olanlar Kazanır, Duygusal Hareket Edenler Savrulur


  • Oluşturulma Tarihi : 06.03.2026 08:35
  • Güncelleme Tarihi : 06.03.2026 08:35

Saygıdeğer okurlarımız selamlar,

Son günlerde Amerika ile İran arasında yaşanan askeri gerilim, sıradan bir dış politika haberi değildir. Bu mesele iki ülke arasındaki bir çatışma başlığı olarak okunmaması gerekir. Eğer bu gerilim büyürse, Türkiye açısından ciddi ve çok boyutlu etkiler doğurabilir. Türk Amerikan toplumu için de dolaylı ama hissedilir etkiler ortaya çıkar.

Bu tür gelişmelere duygusal değil, stratejik bakmamız gerekir.

Türkiye İran’ın komşusudur. Aynı zamanda NATO üyesidir. ABD ile askeri müttefiktir. Bunun yanında İran’la ekonomik ve enerji ilişkileri olan bir ülkedir. Bu tablo, Türkiye’yi hem risk hem sorumluluk taşıyan kritik bir konuma sürükler. Eğer kriz büyürse, Türkiye istemese bile denklemin içinde kalır. Irak ve Suriye hattında güç dengeleri değişebilir. İran’a yakın milis unsurların hareketlenmesi ihtimali doğabilir. Bölgedeki güvenlik boşlukları genişleyebilir. Bu durum Türkiye açısından yalnızca diplomatik değil, doğrudan güvenlik meselesidir. Hele ki bölgesel bir tırmanma yaşanırsa, yeni bir göç dalgası ihtimali de göz ardı edilemez.

Ancak bu işin sadece askeri boyutu yok. En sessiz ama en etkili alan ekonomi olacaktır. İran krizi demek, Hürmüz Boğazı demektir. Hürmüz demek enerji akışı demektir. Enerji akışı demek küresel fiyat demektir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert bir yükseliş yaşanırsa, bunun faturası yalnızca Ortadoğu’da değil, New York’ta, New Jersey’de, İstanbul’da, Ankara’da hissedilir. Türkiye enerji ithalatçısıdır. Enerji fiyatı arttığında enflasyon artar, üretim maliyeti artar, dış ticaret baskı görür. Bu yalnızca Ankara’daki ekonomi yönetimini değil, Amerika’da yaşayan Türk iş insanlarını, küçük işletmeleri, restoran sahiplerini, taşımacılık yapanları da dolaylı olarak etkiler. Küresel krizler artık sınır tanımıyor.

Türkiye’nin önündeki diplomatik tablo da kolay değildir. Türkiye, NATO çerçevesinde ABD’nin müttefiki olsa da İran’la doğrudan bir savaş hattında yer almamaktadır. Türkiye tarihsel olarak krizlerde denge siyaseti izlemeye çalışmıştır. Açık taraf olmak yerine tansiyonu düşürmeye dönük bir çizgi tercih etmiştir. Ancak bölgesel bir savaş senaryosu bu denge alanını daraltabilir. Bu gerilimin bir başka boyutu da Amerika iç siyasetidir. Ortadoğu merkezli krizler her zaman ABD’de güvenlik söylemini güçlendirir. Güvenlik söylemi güçlendiğinde göç tartışmaları yeniden alevlenir. Bu da özellikle Müslüman ve Orta Doğu kökenli topluluklar üzerinde psikolojik baskı oluşturabilir. Türk Amerikan toplumu için bu dönem, refleksle değil bilinçle hareket edilmesi gereken bir dönemdir. Sosyal medyada dolaşan yorumlarla değil, hukuki ve siyasi gerçeklikle meseleye bakmak gerekir. Panik, yanlış pozisyon üretir. Soğukkanlılık ise güven kazandırır.

Ben bu tabloyu sadece bir askeri gerilim değil, Türkiye’yi de içine alabilecek bir stratejik sınav olarak görüyorum. Bu mesele Türkiye’nin enerji güvenliğini, sınır güvenliğini ve diplomatik manevra alanını etkileyebilecek bir dönüm noktasıdır. Aynı zamanda Amerika’da yaşayan bizlerin ekonomik ve toplumsal atmosferini de dolaylı olarak etkileyecek bir süreçtir. Asıl belirleyici olan, bu gerilimin sınırlı bir askeri operasyon olarak kalıp kalmayacağıdır. Eğer karşılıklı misillemeler zincirleme bir tırmanmaya dönüşürse, bölgesel dengeler hızla değişebilir. Böyle bir durumda Türkiye’nin jeopolitik önemi daha da artar. Ancak önem artarken risk de artar. Bu dönemde en büyük hata duygusal kamplaşmadır. Türkiye’nin çıkarı ne gerektiriyorsa o soğukkanlılıkla savunulmalıdır. Amerika’da yaşayan Türk toplumu da bulunduğu ülkenin hukuk düzenine, siyasi gerçekliğine ve güvenlik atmosferine göre bilinçli hareket etmelidir.

Dünya hızlı değişiyor. Küresel krizler artık yalnızca diplomasi salonlarında kalmıyor. Ekonomiye, enerjiye, sokaktaki psikolojiye kadar uzanıyor. Tarih bazen sessiz akar, bazen bir anda yön değiştirir. Bugün yaşanan gelişmeler böyle bir kırılma ihtimalini içinde barındırıyor. Soğukkanlı olanlar kazanır. Duygusal hareket edenler savrulur. Bu dönemi doğru okumak zorundayız.

Selam ve saygılarımla.

Soğukkanlı Olanlar Kazanır, Duygusal Hareket Edenler Savrulur
Atilla Pak
Yazarımız Kim ?

Atilla Pak